
Gaziantep — lezzetin ve antikitenin birlikte doğduğu şehir.
Yeryüzünün kesintisiz iskân edilen en eski şehirlerinden biri. UNESCO Gastronomi Yaratıcı Şehri. Ve Zeugma'nın — Doğu'nun Roma Pompei'sinin — bekçisi.
Altı bin yıllık kesintisiz ocak. İki bin yıllık Roma mozaikleri. Hayal gücünü beslemeyi hiç bırakmamış tek bir şehir.
Gaziantep, UNESCO tarafından Gastronomi Yaratıcı Şehri olarak adlandırılan tek Türk şehridir — bu unvan antep fıstığı bahçelerine, bakır mutfaklara ve imparatorlukları aşan tariflere dayanmaktadır. Şehir aynı zamanda Fırat kıyısındaki Helen-Roma sınır kenti Zeugma'nın kapısıdır; Zeugma'nın mozaikleri bugün dünyanın en büyük mozaik müzesinde sergilenmektedir.

Fırat'ın neredeyse sildiği Roma sınır kenti.
Büyük İskender'in generallerinden biri tarafından kurulan ve Roma'nın doğuya en uzak uzandığı dönemde imparatorluğa katılan Zeugma, iki imparatorluk ile iki nehrin buluşma noktasıydı. 2000 yılında Birecik Barajı'nın yükselen suları kenti tehdit ettiğinde acil kazı çalışmaları başlatıldı ve Anadolu toprağından çıkarılmış en olağanüstü Roma mozaik koleksiyonu gün yüzüne çıkarıldı.
Bugün Zeugma Mozaik Müzesi'nde — dünyanın en büyük mozaik müzesinde — dinleniyorlar. Onları ilk restore eden küratörlerle birlikte zeminlerin özel rehberli okumalarını düzenliyoruz; Anadolu arkeolojisinin yüzü haline gelen Çingene Kızı ile de sakin bir buluşma dahil. Özel erişim düzenlemeleri resmi izinlere, uygunluğa ve alan kurallarına tabidir.
Özel ziyaret ayarlayın
The braided sea-frame of the Oceanus and Tethys mosaic — fish, cupids and the titans of the deep, laid in tesserae for a Roman villa above the Euphrates and now the quiet centerpiece of the Zeugma Mosaic Museum.

Alfabeden daha eski bir mutfak.
Sade yağ ve Antep fıstığının yeşil altınıyla yağlanmış kırk kat ince yufka. Sumak ve isot kokusuyla yoğrulmuş kömür ateşinde kebaplar. Yüzyıllardır tarifini değiştirmeyen atölyelerden şafak vakti taşınan bakır tepsilerde katmer.
Tarihi Gaziantep konaklarında özel tatma etkinlikleri düzenliyoruz; eşlik eden şef-tarihçiler her yemeği Hitit, Asur ya da Osmanlı kökenine kadar izleyerek Levant mutfağının on üç bölümlük bir anlatısını sunar.

Hititlerden bile eski bir kutsal alan.
Gaziantep'in kuzeyindeki rüzgâra açık sırtta, Dülük'ün — antik Doliche'nin — kireçtaşı kalıntıları yükselir; katmanları Tunç Çağı'ndan Hitit, Asur, Helenistik ve Roma ibadetine uzanan kutsal bir alandır. Roma lejyonlarının senkretik fırtına tanrısı Jupiter Dolichenus burada şekillenmiş ve imparatorluk ordularıyla birlikte Britanya'dan Fırat'a kadar taşınmıştır.
Alman kazılarında çalışmış bir arkeolog eşliğinde, kayaya oyulmuş Mithraeum'da, nekropolde ve yakın zamanda gün yüzüne çıkarılan Roma kült teraslarında özel sabah yürüyüşleri düzenliyoruz. Ardından, Gaziantep ovasının altınızda uzandığı zeytin ağaçlarının altında kahvaltı.

Bakırcılar Çarşısı — beş yüzyıldır yaşatılan bir zanaat.
Eski şehrin tonozlu taş kemerleri içinde, Bakırcılar Çarşısı hâlâ bakıra vuran çekiç sesleriyle çınlar — Osmanlı'nın 16. yüzyılından bu yana değişmemiş bir ritim. Kalaylı cezveler, sahan tepsileri, oklavayla şekillendirilen leğenler: Gaziantep mutfağının ünlü araçları hâlâ tek bir bakır levhadan elde dövülerek burada üretilir.
Dört kuşaktır aynı dükkânları işleten bakır ustalarıyla mesai sonrası özel ziyaretler düzenliyoruz — sessiz bir çay, bin vuruşluk bir leğenin gösterimi ve ayrılmadan önce adınıza kalaylanmış bir parça sipariş etme imkânı.

Şehrin kalbindeki tepe üstü kale.
Tunç Çağı'nda ilk kez yerleşilen bir höyük üzerinde, eski mahallenin üstünde yükselen Gaziantep Kalesi bugünkü dairesel formuna Romalılar tarafından kavuşmuş, Justinianus döneminde Bizanslılarca genişletilmiş ve son taş yüzünü Selçuklulardan almıştır. Surlarından şehir tek bir bakışta açılır — minareler, bakır çatılar ve ötede uzanan fıstık ovası.
Yerel bir tarihçi eşliğinde kalenin alacakaranlıkta özel okumasını düzenliyor, ardından fenerler tam yandığı sırada eski çarşı mahallesine sessizce iniyoruz — Gaziantep'in en sinematik saati.

